Wed11222017

Son Guncelleme09:21:39 ÖÖ

Google Translate


Back Makaleler Makaleler Hürriyet Gazetesi Pazar Eki Yazıları Tunç Fındık Everest'e Gidiyor - Doğa Sporları (Artık) Okulunda Öğrenilir

Tunç Fındık Everest'e Gidiyor - Doğa Sporları (Artık) Okulunda Öğrenilir

Farkederek Yaşamak


TUNÇ FINDIK EVEREST’E GİDİYOR

Son günlerde, 1995 yılında Everest dağına tırmanış hazırlıklarıyla uğraştığım dönemdekine benzer bir heyecan dalgası var içimde. Bir dostum, üç hafta sonra çıkacağı yolculukla Everest dağını denemeye hazırlanıyor. Kaderin garip bir cilvesi mi desem bilemiyorum ama, belki de hayatımda ilk kez, zorlu ve tehlikeli dağlara giderken arkamda bıraktığım sevdiklerimin ve dostlarımın neler hissettiğini yaşıyorum. Bugüne dek hep giden kişi olarak, geride kalıp bekleyen olma duygusunu ilk kez tadıyorum.

Tunç Fındık’la dostluğumuz 10 yıl öncesine, Bilkent Üniversitesi yıllarımıza gidiyor. Bugüne dek kendimi ait hissettiğim iki gruptan ilki olan DOST’un (Doğa Sporları Topluluğu) başkanlığını yaptığım yıllarda, bir gün kulüp toplantımıza katılarak, dağcılığı öğrenmek istediğini söyleyen Tunç’un kendinden emin tavrını, yıllardır sürdürdüğü izcilik hayatının kendisine kazandırdığı doğayı tanıma ve onunla uyum içinde olabilme yetisini, ekip içindeki çalışkanlığını ve kritik anlardaki soğukkanlılığını daha ilk etkinliğimizde fark etmiştik. Ankara’da yaşayan hemen bütün dağcılar gibi, Tunç da ilk tırmanma deneyimini Hüseyingazi kayalıklarında yaşadı. Basit tırmanma, denge ve iple iniş tekniklerinin ilk derslerini birlikte yaptığımız Tunç’un, bugün geldiği noktayı görmek benim için çok hoş.

KAÇKAR VE ALADAĞLAR KİTABI

Türkiye’de, bir kısmını birlikte yaptığımız sayısız ilk tırmanışa ve yeni rotaya imza atan ve Türkiye’nin en çok dağa giden dağcılarının başında gelen Tunç, Türkiye dağlarını ve rotalarını o kadar iyi bilir ki, herhangi bir rota hakkında bilgi almak isteyenler çoğunlukla ona danışır. Önümüzdeki dönemde Kaçkar dağları ve Aladağlar’ın tırmanış rotaları ile ilgili çıkaracağı rehber kitapların, ve çevirisini yaptığı dağcılık literatürünün önemli kaynak kitaplarının, bu konudaki büyük eksikliği önemli ölçüde dolduracağına inanıyorum.

Meteksan Sistem ve Bilgisayar Teknolojileri A.Ş.’nin sponsorluğunda gerçekleştirilecek bir dizi tırmanışa başladı Tunç. Geçtiğimiz hafta tırmandığı, Türkiye’nin en yüksek doruğu Ağrı dağının ardından, dünyanın en yüksek dağı Everest’e ve son olarak da, Alplerin en yüksek dağı Mont Blanc dağına gidecek. Everest dağına Nepal tarafından, güneybatı rotasından yapılacak bu tırmanışın bir diğer önemli unsuru da, ekipte bir kolunu yitirmiş engelli bir dağcının da bulunması.

Tunç, altı yıl önce yaşadıklarımı yaşıyor bugün, benzer heyecanları, benzer korkuları, benzer ümitleri ve benzer coşkuyu. Everest’e giderken son yazdığım yazılardan birinde; “İş dağın sizi kabul etmesinde, gerisi yalnızca tırmanış.” diye yazmıştım. Dünyanın Ana Tanrıçası, o gün beni kabul ettiği gibi, İnşallah bu yıl da Tunç’u kabul edecek ve ona da sadece, çok iyi bildiği tırmanışı yapmak kalacak, adım adım...

Bütün kalbimle onu destekliyorum ve koşullar nasıl olursa olsun, bütün birikimiyle, yapabileceğinin en iyisini yapacağına ve Türk sporcusunu en iyi şekilde temsil edeceğine inanıyorum. Bol şans dostum, Allah yardımcın olsun.

DOĞA SPORLARI (ARTIK) OKULUNDA ÖĞRENİLİR

Akdeniz Üniversitesinin, 1993 yılında açılan Beden Eğitimi ve Spor Yüksek Okulu, kuruluşundan beri Dağcılık ve Doğa Sporları konularında da ders veriyor. Bugüne dek 450 kadar öğrenciye dağcılık, kaya tırmanışı, doğa sporları, izcilik, aletli dalış ve kayak sporlarını öğretmiş. Öğrenciler bu derslerde kampçılık, yürüyüş, orienteering (doğada harita ve pusula yardımıyla yön bulma), rüzgar sörfü, yelken (lazer ve katamaran), kano-kayak ve su kayağı gibi konularda yetiştirilmişler.

Okuldaki bütün öğrenciler eğitim süreleri içinde, her biri birer hafta süren doğa sporları, kış sporları ve su sporları kamplarına katılıyor ve öğrendiklerini pekiştiriyorlar.

Türkiye’nin ilk spor profesörü Sedat Muratlı’nın, son derece ileri görüşlü bir vizyonla, doğa sporlarına en uygun yörelerimizden Akdeniz bölgesinde, Antalya’yı pilot bölge olarak seçmesi, bu büyük hayalin gerçekleşmesinin ilk adımı olmuş. Sedat hocanın daha okulun kuruluş aşamasında, öğretim görevlisi olarak yanına aldığı, Türkiye’nin en iyi doğa sporcularından biri olan eski öğrencisi ve aynı zamanda AKUT’un Antalya ekibinin lideri Yılmaz Sevgül ve okul müdürü Prof. Dr. Kamil Özer, bu projenin lokomotifleri olarak 8 yıldır özveriyle çalışıyor.

TÜRKİYE’NİN EN YÜKSEK TIRMANIŞ DUVARI

Okula girdiğiniz anda gözünüze 15m. X 9m. ölçüleriyle, çok amaçlı tasarlanan, Türkiye’nin en yüksek yapay kaya tırmanışı duvarı çarpıyor.

Okulun deposunda 16 adet sert nehir kanosu, 80 çift kayak takımı, 8 adet aletli dalış takımı, 24 adet beş-mevsim çadır, 10 adet ellişer metrelik tırmanış ipi, çok sayıda uyku tulumu, mat, sırt çantası, kamp ocağı ve muhtelif teknik tırmanış malzemesi bulunuyor. Bunların dışında kalan ekipmanlar, birlikte çalıştıkları diğer eğitim kurumları tarafından sağlanıyor.

Bu bölümün mezunları, turizm ve eğitim sektörlerinde dağ rehberliği, nehir rehberliği, kayak öğretmenliği yapabiliyorlar, su sporları ve doğa sporları organizasyonları gibi alanlarda veya diğer spor yüksek okullarında ve eğitim kurumlarında öğretim görevlisi veya eğitmen olarak çalışabiliyorlar.

Profesyonel bir sporcu olduğum ve kendi çabalarımla bugüne dek pek çok ilke ve başarıya imza attığım halde, bu sporları okulunda öğrenen bu seçme gençlerin ve onların yetiştireceği kuşakların, ülkemize gelecekte çok daha güzel başarılar getireceğine inanıyorum. 1992 yılında 7010 metrelik Khan Tengri dağına toplama malzemelerle giderken, yüksek irtifa, beslenme, antrenman konularında hiç bir şey bilmiyordum. Oysa bu okulun mezunları, doğa sporlarının yanısıra, anatomi, spor fizyolojisi, spor beslenmesi, biomekanik, antrenman bilgisi, can kurtarma, rehabilitasyon ve ilk yardım gibi konularda da yetişerek, Türkiye’de doğa sporlarının ve alternatif sporların geleceğinin altyapısını bugünden hazırlıyorlar.